19 Mayıs 2015 Salı




Bir şehir vardır doğduğun, seni sen yapan, sokaklarını bildiğin, denizini sevdiğin. İnsanlarıyla büyüdüğun, ogrendigin, öğrettiğin, emekledigin, ilk diz, dirsek yaralarını aldigin, sokaklarında oynarken saati unuttuğun ya da oyun tatlı geldiği için annenin kulaklarında çınlayan sesine ragmen unutmuş ya da duymuyor gibi yaptığın, okul müsamerelerine çıktığın, cocukluktan"deli"kanlılığa geçtiğin, ilk kez okul kirdigin, ilk kacamagini yaptığın, arabayı kaçırdığın, gündüz partilerine, danslarına gittiğin.

İlk gençlik yıllarını yasadigin, platonik bir aşka katıldığın, elele tutustugun, kendini beğendirmek icin belki de şekilden şekile girdigin, evde yalnız takılıp annenin hazırladığı çörekli borekli doğum günü partilerinden beri şöyle mezeli, içkili, kokteylli arkadaş partisi verdiğin.

İlk aşk notlarını ya da şiirlerini yazdığın, uzerine gozyaslarini döktüğün, arkadaslarinda kalabilmek için izin kopardigin, ilk sigara kacamagini yaptığın, annene, babana ilk kez karşı çıktığın, hayata isyan etmeye basladigin, bir o kadar da ilk coşkulu, neseli anlarını yasadigin, arkadaslarinla konsere gittiğin, kopya çektiğin hatta okul hayatında başlayan kopya çekmeyi hayranı olduğun sanatçı ya da güzel bulduğun arkadaşının kıyafeti üzerinden devam ettirdigin, kızlarla erkeklerin farklı yaratıklar olduğunu anladigin.

Kendinin çok küçük dünyanın çok büyük olduğunu farkettigin, özgürce hayal kurduğun, hayal kurmanın seni daha da özgür kıldığını hissettiğin, gizli yeteneklerini keşfettiğin ve herkesin keşfedilecek yetenekleri olduğunu farkettiğin, yeni şeyler denerken dünyada daha denenecek çok şey olduğunu, başka dillerde konuşan, başka renklerde insanlar varolduğunu görmeye başlayıp seyahat etmek arzusu ile dolduğun, hiç düşünmediğin kadar çok tehlikeli ama bir o kadar da sevgi dolu insanların olduğunu anlamaya başladığın.

Bir de başka bir şehir vardır; seni hayatının tüm deneyimleriyle dolu olarak kabul edip kendi güzelliklerini, meydan okumalarını, zenginliklerini, tehlikelerini, aşklarını, kalp kırıklarını, sevgisini, gözyaşlarını, mis kokusunu, kirini, hafta sonu kaçamaklarını, zorluklarını, lezzetlerini, sarhosluklarını, dostluklarını, ihanetlerini, yaşamboyu sürecek ilişkilerini, hayal kırıklıklarını, keyifli anlarını, kaçma ihtiyacını, dayanma gücünü, sıkıntılarını, zenginliğinin altındaki sıradanlığını, tutkunun yanındaki kıskançlığı, zevkin altındaki acıyı, sadeliğinin içindeki hazzı, özlemle karışık mutluluğu hissettiğin.

Şehirler vardır ona gitme hissi veren, şehirler vardır onun için terk edilen, şehirler vardır ona kaçtığın, şehirler vardır onun için diğerini bırakırken arkana bakmadığın.

Ne kadarını yaşıyorsan da seni bırakmaz, sen ihmal etsen de vermeye devam eder, seni düşünmeye, düşündürmeye.

Sen unutsan da yaşamayı, sana hatırlatan...aşık olunan, vazgeçilemeyen...

 
                                                                                           İstanbul ve İzmir için


28 Şubat 2015 Cumartesi

Yokum ben yok
Gözüm yok, sesim yok
İşitemiyorum
Sevgim yok ama sevgim çok
Yolum var, yolcu olmak istiyorum
Sözüm var, zikretmek isiyorum
Dursam bir an, düşünmesem
Geçse zaman üstümden
Baksam, görebilsek
Görebilsek, konuşabilsek, anlatabilsek,
Dinleyebilsek
Nerede unuttuk hatırlasak
Oraya dönmesek, devam etsek
Hatırlasak, unutmasak
Zaman bulsak, yaratsak
Yazsak, dinletebilsek
Konuşsak, okutabilsek
Koşmadan yetisebilsek
Geç olmadan değil, istediğimiz zaman