Sadece ben değil, yollar da beni özlüyor. Hep bir ortak noktada buluşuyoruz. Kendimi buluyorum, içsesimi dinliyorum. Aslında bir yerden uzaklaştıkça başka bir yere varıyorum. Birilerinden uzaklaştıkça başka birilerine ulaşıyorum. Değişim gibi. Ama bu hayatımı değiştirmek değil, farklılıklar yaratmak. Çoğumuzun aynı yerden baktığını farklı gözle görmek. Seyahati başka türlü yorumlamak.
Bazen sadece bir yere ulaşmaktır, hatta bazıları için hep öyle. Oysa ki benim için önce yola çıkmaktır seyahat. Kendimi bulduğum, düşündüğüm, yazdığım yollar. Kimi zaman bir kutlama, birisini bir hediye ya da sadece kendinle mutlu etmek için yola çıkmak.
Bazen hüznü paylaşmak, birine bu hayatta veya diğerine doğru giderken elveda demek. Belki de veda değil, yeni ve farklı bir yaşam. Ruhun özgürlüğe kavuşması belki de. Ruhlarimizin doğası özgür olmaksa da bedenlerimizde onlar da hapis kalır. Kendimizi hapsederiz; demirle değil, görünmeyen ellerle. Kimimiz için özgürlükten korktuğumuzdandır. Güçlü olmayı bilek kuvveti veya sözünü dinletmek sanırız. Kendimizi dinlemeyi unutup ağzımızdan çıkanı duymadan sadece dinletmeye çalışırız. Sözler havada uçuşan boş sözlere dönüşür. Sonra...güçlü olmaktan çok, gülünç olunur. Kimsenin dinlemediği, dinlemiş gibi yaptığı. Oysa önce dinlemek ve paylaşmaktır önemli olan. Dinlersen dinlenirsin; dinlersen öğrenir, büyür, çoğalırsın. Paylaşırsan paylaşırlar; paylaşırsan berabersindir, beslenirsin, coşarsın. Birken çok olur sonra hep beraber tek olursun. Tutkularının peşinden gider hayatın renkleri ile renklenirsin. Gördüklerin anlam kazanır, daha fazla sen olursun. Yeni yüzler, mimikler, yeni gülümsemeler, yeni tatlar. Senin dünyandan başka dünyalar da olduğunu görür sonra her yerin senin dünyan olduğunu farkedersin. Tıpkı yattığın yatağı, uyandığın yeri yadırgamamak gibi.
Gezdikçe keyif almayı öğrenir, sevdiklerinle daha çok paylaşmak istersin. Paylaşmış olmak için değil; onlar da farkli dünyaları görsünler, senin göremediklerini gelip sana anlatsınlar diye.
Herşey yola çıkmakla başlar.


